Uluslararası Fotoğrafçılık Sertifikası

TÜRKİYE’NİN İLK MFIAP ÜNVANI’NI ALAN

FOTOĞRAF SANATÇISI

Ali Rız Demir

Ali Rız Demir

Ali Rıza DEMİR

1970 ADANA

”Ali Rıza DEMİR Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu (FIAP) tarafından verilen

Türkiye’nin ilk MFIAP (Master) fotoğrafçı ünvanı alan profesyonel fotoğraf sanatçısıdır”

 

Fotoğraf tutkusunun ilk tohumları

1970 yılında Adana’da doğan Ali Rıza DEMİR‘in fotoğrafla tanışması 85’li yıllara kadar uzanıyor. İstanbul’da 1985 yıllarında Kuleli Askeri Lisesi’nde arkadaşlarının ve yakınlarının fotoğraflarını amatörce çekmesiyle başlayan fotoğrafçılık hikâyesi halen İstanbul’da devam etmektedir.Amatörce başlayan bu fotoğraf çekme isteği DEMİR’de her geçen gün artarak tutkuya dönüşmüştü. Her fırsat bulduğunda fotoğraf çekmek istiyordu. O dönemlerde henüz dijital kameralar hayatımızda yoktu ve fotoğraf üretmenin bir maliyete ve süreye ihtiyacı vardı. Fotoğraf makinasında 36’lık filmler her dolduğunda harçlıklarından biriktirdiği parayla onların karta basılması için sipariş verir günlerce büyük bir heyecanla fotoğrafların teslimini beklerdi. Çektiği fotoğrafları yakınlarıyla paylaşır ve tekrar para biriktirip yeni fotoğraflar çekmek isterdi. İlk gençlik yıllarında başlayan bu tutkunun hayatının anlamı olacağını bilmiyordu.

1990’lı yıllarda Kara Harp Okulu’ndaki eğitim döneminde her zaman fotoğraf çekme olanağı bulamadı ancak fotoğrafik olgulara odaklanıp insanları çevreyi gözlemledi. Yaşama adeta vizör’den bakıp anı yakalamaya çalışan bir fotoğrafçı gözüyle bakıyordu, görmekle bakmak arasındaki farkı deneyimliyordu. 1993 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra profesyonel iş hayatı başlamış, sorumluluklar almış, evlenmiş, çocukları olmuş yaşamının her anında fotoğraf hep olmuş ancak bir disiplin olarak Ali Rıza’nın yaşamına fotoğraf 2005 yılında girmiştir. Yıllardır varlığını hissettiren fotoğraf tutkusu artık bir sevda olmuş ve yaşamında vazgeçilemeyecekler listesine girmişti. Artık Ali Rıza için fotoğraf kendini anlatma yöntemidir, yaşam felsefesidir, belgedir, belgeseldir. İlgiyle başlayan serüven tutkuya dönmüş ve onun için bir yaşam biçimine dönüşmüştür. Kendini geliştirmek için sürekli okumuş (Prof.Dr. Sabit KALFAGİL’in “Fotoğrafın Yapısal Öğeleri ve Fotoğraf Sanatında KOMPOZİSYON”  fotoğrafçılıkla ilgili ilk okuduğu kitap), gözlemlemiş, sormuş, araştırmış görev yaptığı bölgelerdeki fotoğraf dernekleriyle ve akademisyenlerle hep işbirliği ve iletişim halinde olmuş ustalarla tanışmış onların sohbetlerinde bulunmuş. Fotoğrafçılık serüveninde önce alaylı sonra da mektepli bir fotoğraf sanatçısı olmuştur.

Fotoğrafçılık kimliğinde dönüm noktası

Bu uzun  serüvende  Erhan SEVENLER (Anadolu Ajans foto muhabiri ve editörü), Prof.Dr. Sabit KALFAGİL, Yrd.Doç.Dr.Beyhan ÖZDEMİR (Dokuz Eylül Üniversitesi Fotoğraf Bölümünde Öğretim Görevlisi ve İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı)  Ali Rıza DEMİR’in yaşamında özel önemi olan kişilerin başında gelmektedir. Bu saygın insanlar; sanatçının fotoğrafçılık kariyerinde iz bırakan, katkı sağlayan ve yaşamının dönüm noktalarında rol alan dostları olmuştur.

yay ile ok atış sanatında zen

yay ile ok atış sanatında zen

”Fotoğraf benim yaşam tarzım haline geldi. Çekerim, çekemiyorsam okurum, okuyamıyorsam izlerim”

DEMİR, fotoğraf sanatının dinamik bir sanat olduğunu gelişim ve gözleme açık olmanın önemine inanmış bir kişidir. Mesleki gelişim sürecinde başta Magnum Fotoğraf Ajansı’nın sanatçıları olmak üzere ulusal ve uluslararası çok sayıda ustaların eserlerini incelemiş ve irdelemiştir. Bir HenriCartier-Bresson hayranıdır. HenriCartier-Bresson’a Georges Braque tarafından hediye edilen ve kendisinin fotoğraf çekim kılavuzu olarak gördüğü “Yay İle Ok Atış Sanatında Zen” kitabı dahi bulup okumuştur. Hem akademik hem görsel bir birikime sahip olan sanatçı kendi ifadesiyle der ki ”Fotoğraf benim yaşam tarzım haline geldi. Çekerim, çekemiyorsam okurum, okuyamıyorsam izlerim”

Fotoğrafın bir ifade biçimi olduğuna inanan DEMİR’in fotoğraflarında mutlaka bir hikâye vardır.  Fotoğrafta genel tekniklerden ziyade izleyene ne hissettirdiğiyle ilgileniyor ve fotoğrafı evrensel bir dil olarak gördüğünü ifade ediyor.

DEMİR’in fotoğrafları yakın çekimdir ama fotoğraf dilinde değil, insani anlamda. Karşılaştığı her yüz, her bakış; bir başka insan, bir başka sır, bir başka hikâyedir DEMİR için. O’nun fotoğraflarında kültürüyle, coğrafyasıyla, yaşam biçimiyle, insan-yaşam, insan-insan ilişkisiyle hep insan vardır, insansız hiç bir kare düşünmez. O, fotoğraf makinası ile ışığın insanlar üzerinde bıraktığı izi kaydeder.

Fotoğrafçı özgün olmalı

Fotoğrafın öykü barındırması kadar özgün olmasının da önemine inanıyor. Ustaların eserlerinden etkilenmenin kaçınılmaz olduğunu hatta yeni başlayanlar için ustaların eserlerini taklit etmenin eğitim açısından iyi bir yöntem olabileceğini ve sanatın taklitle başlayabileceğini ancak gelişim için özgün olmak zorunda olmamız gerektiğini düşünüyor.

 

Ali Rız Demir Fotoğrafları

Ali Rız Demir Fotoğrafları

 

Fotoğraf sanatının bireysel bir sanat olduğunu ve diğer sanat disiplinleri ile beraber düşünsel ve işlevsel boyutlarda yaşatmayı da amaç edinmenin önemli olduğuna inanmaktadır.

Fotoğraf sanatının, belli bir disiplin içerisinde sevdirilmesi ve yaygınlaştırılması için derneklere çok iş düştüğüne inanıyor. Dernekler içerisinde toplulukların kolektif çalışmalarıyla üretim yapmalarının gerekliliğini her fırsatta dile getiriyor.

Ali Rız Demir İsimsizler Sergisi

Ali Rız Demir İsimsizler Sergisi

Sanatçının Estetik Kaygısı Olmalı

Fotoğraf çeken kişinin görüntüyü kaydederken bir kaygısı olması gerektiğini düşünüyor. Fotoğrafı salt kamera işlevlerini kullanarak nesneleri kayıt altına alan mekanik bir makina olarak görmememiz gerektiğini ifade ediyor ve bir söyleşisinde kendi ifadesiyle bu kaygıyı şöyle ifade ediyor; Ernesto Che Guevara’nın öldürüldükten sonra ki Vallegrande Kasabasında bir ahırda beton bir çeşme yalağının üstünde FreddyAlborta tarafından çekilen cesedin fotoğrafıyla, Rembrandt’ın “Dr.NicolaesTulp’un Anatomi Dersi” tablosu arasında bir benzerlik var mıdır? Ya da fotoğraf, Mantegna’nın “Ölü İsa” tablosunu düşündürür mü bize? Bir fotoğrafçı salt deklanşöre basan fotoğrafçı olamamalı. Kendisinden önceki fotoğrafçılar neler çekmiş araştırmalı, kendi dönemindeki fotoğrafçılar ya da sanatçılar neler yapıyor bilmeli. Bilmeli ki ‘’ben neyi anlatmalıyım/anlatıyorum, benden önce veya şuan bu konuyu çalışan var mı, nelere değinmiş vb.’’ sorusuna cevap bulabilmemizi istiyor.

Türkiye'nin İlk Mfıap Ünvanı Alan Sanatçısı

Türkiye’nin İlk Mfıap Ünvanı Alan Sanatçısı

 

Türkiye'nin İlk Mfıap Ünvanı Alan Sanatçısı

Türkiye’nin İlk Mfıap Ünvanı Alan Sanatçısı

Er Ryan’ı kurtarmak filminin ilk sahneleri, yine Robert CAPA’nın “Normandiya Çıkartması” fotoğraflarından esinlenilerek çekilmemiş midir? Bir fotoğrafçı da çok izler ve incelerse fotoğrafı çekerken o sahneler aklına gelecektir. Bu tam anlamıyla bir taklit sayılmaz iyiyi görmeyi öğrenecektir ve neden bu fotoğraf sorusunu soracaktır kendine. İşte bu disiplin ve gözün ısrarcı bir şekilde eğitilmesi gerektiğini savunmaktadır, DEMİR.

Türkiye'nin İlk Mfıap Ünvanı Alan Sanatçısı

Türkiye’nin İlk Mfıap Ünvanı Alan Sanatçısı

Fotoğrafın temel bileşenlerinden olan ışığın, DEMİR için farklı bir özelliği vardır.. Özellikle “Rembrandt Aydınlatması”nda gördüğümüz insan ve obje üzerindeki hacimsel etki onu en çok etkileyen aydınlatma biçimidir.

Ali Rız Demir Fotoğrafları

Ali Rız Demir Fotoğrafları

Fotoğrafçının fotoğraf çekmek dışında fotoğrafın baskı teknolojileri konusunda da donanımlı olması gerektiğine inanıyor. Özellikle çekilen fotoğraflar sergi ve basılı materyale dönüşecekse fotoğrafçının muhakkak çektiği fotoğrafların baskı aşamasında nasıl bir işlemden geçeceğini ışık, renk ve kontrast tercihlerinin baskıda nasıl sonuç vereceği konusunda fikir sahibi olmasının önemine değiniyor.

Ali Rız Demir Fotoğrafları

Ali Rız Demir Fotoğrafları

Yarışmalar, Ödüller…

FIAP’ın yarışmasına ilk  2008 yılında katılmış olup, 2010 yılında AFIAP (Artist:Sanatçı), 2011 yılında EFIAP (Excellence: Mükemmellik) unvanları ile ödüllendirildi. 2013 yılında fotoğraf sanatındaki başarıları göz önünde bulundurularak FIAP Usta Fotoğrafçı MFIAP (Master:Usta) unvanı verildi. 2013 yılına kadar dünyada sadece 196 kişi bu unvanı alabilmişti. 2013 yılında ‘’İSİMSİZLER’’ adlı vitrin mankenlerini konu alan çalışması ile MFIAP unvanını alan ilk Türk fotoğraf sanatçısı unvanını almaya hak kazanmıştır. MFIAP unvanını getiren ‘’İSİMSİZLER’’ adlı vitrin mankenlerini konu alan çalışma 2006-2009 yılları arasında İzmir’in İki Çeşmelik semtindeki vitrin mankeni satan dükkânlarda çalışılmış bir fotoğraf serisidir.

Ali Rız Demir İsimsizler Sergisi

Ali Rız Demir İsimsizler Sergisi

Ali Rıza DEMİR, MFIAP ödülünden sonra duygularını şöyle ifade etmiştir:

”FIAP’ın sayfasında ve MFIAP listesinde adımın ve ülkemin yer alması benim için onur ve gurur verici bir tablodur. İnsanlar beni tanısın, bu unvanla dolaşayım anlamında değil ama farklı bir heyecan duyuyorum.  2016 yılı itibari ile o listede 200-250 fotoğrafçının isminin arasında olmak çok güzel bir duygu.”

Türk fotoğrafçılık camiası olarak bizlerde sanatçımızla bu gururu yaşıyoruz.

Ali Rız Demir İsimsizler Sergisi

Ali Rız Demir İsimsizler Sergisi

 

Sanatçı’nın ödüllü  ”İSİMSİZLER” adlı portfolyo’sunu görmek için lütfen

‘Galeri’yi ziyaret ediniz :

Fiap Ünvanı Alan Fotoğraflar




admin

0 Comments

No comments!

There are no comments yet, but you can be first to comment this article.

Leave reply

Only registered users can comment.