Tabuları Yıkan Adam

Nobuyoshi Araki

Nobuyoshi Araki

 

Ünlü Japon Fotoğraf Sanatçısı: Nobuyoshi Araki

“Tek bir kamera ile günümüz dünyasını anlatamazsın”

İsterse çok güzel resim yapabilir estetik cerrahide üstüne yok çok iyi günlük tutar, iştahınızı açar, geçmişinde yeminli şahitliği var, görsel hafızası çok güçlü, hiç üşenmez sizinle her yere gelir, söyleyeceğinizi en kestirmeden ama şık bir şekilde ifade eder, hayallerinizi fantazilerinizi itirazsız gerçekleştirir gerçeklemesine ama ne yaparsa yapsın bir türlü güvenimi kazanamıyor fotoğraf.

Bırakın edebiyat, resim, heykel gibi köklü sanattan, sinema kadar bile içimize sinmişliği yok fotoğrafın. Ona karşı duyduğumuz bu şüphe, ‘gerçeği gösterir gibi yapma’ huyu yüzünden. “Belgeselim ben” dese de “Mizansenim” diye bağırsa da “Acaba ne kadar yaratılmış kurgu, ne kadar yakalanmış gerçek ” diye onu süzüp duran şüpheli bakışımızdan bir türlü kurtulamıyor. Öte yandan bu kuşkunun yarattığı gerilim ve muğlaklıkla beslenip her gün biraz daha da güzelleşip, serpilip, çekicileşiyor…

fotoğraf sanatçısı

fotoğraf sanatçısı

Fotoğrafta Kurgu

Gerçeği Kurmak-Gerçekmiş Gibi Kurmak fotoğraflarındaki teatral kurgunun onun fotoğraf geleneğinde hep var olduğunu bildiğimiz ünlü japon fotoğrafçı Nobuyoshi Araki’nin fotoğraflarını nasıl kurduğuna bakacağız. Louise Neri “fotoğrafçılık rastgele seks yapabilme ehliyetidir”  diyor, işle bu ehliyet sayesinde epey yol yapmış olan Araki’nin fotoğraflarını bilen biri olarak onu az çok tanıdığımı sanarak önyargıyla girdim. Cinselliğin fotoğraf’ larının merkezinde olacağını bildiğimden, Araki’nin toleransınızı nereye kadar zorlayacağını merak ediyorum.

Fotoğraflara başlamadan önce onu daha yakından tanıyalım

76  yaşında ama bir çocuk gibi hiperaktif, neşe dolu ve hayata karşı iştahlıydı. Vakur ve kasvetli çoğu sanatçının aksine o, hareketlerinde ve sözlerinde fütursuz ve olabildiğince basitti. Saklayacak hiçbir şeyi olmayan bir çocuk kadar hür ve hafif gözüküyordu. Zira her şeyiyle tüm hayatı, görsel bir günlük tutarcasına çektiği fotoğraflarla karşımızdaydı. Kariyerinin ilk yıllarından günümüze uzanan on binden fazla fotoğraf arşivine sahip,  sergi açtığı galerilerin  iki katını da tıka basa dolduran bir sanatçı. Kendine özgü yöntemlerle  ürettiği  Blue Period’ (Mavi Dönem) ve ‘Lost Summer'(Geçen Yaz) adlı renklendirilmiş siyah beyaz fotoğraflarlarıyla dünya sanat camiasında sıkı takipcileri olduğu söylenebilir.

nü fotoğraf

nü fotoğraf

Araki’nin gelişimini izlemek için bir kronolojik bir sıra takip edelim:

Üniversite mezuniyet projesi olarak çektiği, çocukları konu alan belgesel filmden bastığı karelerle ilk ödülünü alan Araki, daha 23 yaşındayken bile gerçek hayattan kurgular yaratıp modelleriyle kendini özdeşleştirmeye başlamış. Fakat kariyerinin asıl başlangıcı olarak, 1971’de karısı Yoko ile çıktıktan balayında tuttuğu görsel günlüğü, ‘Fromm Sentimental Journey’i (Duygusal Yolculuktan) saymak gerekiyor. Karısı’nının nü fotoğraflarının da yer aldığı bu seriyi kendi imkânlarıyla bastırmış. Bir sene sonra da bunları fotokopiyle çoğaltıp bir makale eşliğinde önemli bulduğu kişilerin yanı sıra telefon rehberinden rastgele seçtiği adreslere postalamış. Japonya gibi geleneklerine sıkı sıkı bağlı bir kültürde sokakta elele tutuşmanın bile tabu olduğu o dönemde bu fotoğrafları dağıtarak ilk tabu kırıcı hareketini gerçekleştirmiş… 1990’da karısı 42 yaşında kansere yenik düştüğünde oluşturduğu, kansının hastalık sürecini ve ölümünü konu alan bu fotoğraf serisi oldukça dokunaklı. Bir yıl boyunca balkondan çektiği  siyah beyaz fotoğraflarda bulutları, gitgide bakımsızlaşan balkon bitkileri ve camın kenarında onu izleyen Yoko’nun kedisi Chirio vardır.. Araki kendisinin de karısıyla aynı gün öldüğüne ve daha sonra hayata ikinci kez başladığına inanıyor…

nü sanat

nü sanat

1983-85 yıllarında çektiği Tokyo’nun seks ve eğlence dünyasının siyah beyaz porno şipşaklarını, 90’lı yıllarda sırayla ‘Tokyo Lucky Hole’ ve ‘Tokyo Sex’ adlı kitaplarında yayımlıyor. Bu ucuz fotoğraflar, pornografinin ihtiyacı olan dolaysız anlatım için çok uygun. Ayrıca hem pornografinin hem de sanatın paylaşılma gereksinimini Araki, fotoğraflarını hızla yayarak gideriyor.

Ürettiği her fotoğrafla otobiyografisini yazan Araki, işlerinin pornografiye kaydığı noktalarda polisi hep karşısında buluyor ve tutuklanıyor. Sonunda onu cinsel organların görülmemesi şartıyla çalışmalarında serbest bırakıyorlar. O dönem bastırdığı kitaplar bu yüzden bol puantiyeli!  Araki’ye sorsanız cinsel organı göstermek değil, asıl onu saklamak müstehcen.

Çok ağır tabuların olduğu kültürlerde sekse ve yemeğe neden bu kadar önem verildiğini anlıyor insan. Belli ki Araki’nin kişiliği, konformist Japon toplumunun aksine, geleneklerin katılığı ve disiplinine karşı tepki olarak gelişmiş. Her ‘star’ sanatçı gibi düdüklü tencerenin sübabı olmuş Araki…

Geleneksel Japon seks oyunlarından biri olan Kinbaku (sıkıca bağlama fetişi) onun fotoğraflarında japon kültürüne uzak toplumlarda sanatseverleri en zorlayıcı bölümlerinden biridir. İplerle sıkı sıkı bağlanmış, yarı çıplak tavana asılı modellerin görüntüleri bazılarımız için çok rahatsız edici olabilir ama bu modellerin bunu gönüllü yaptıkları düşünülürse ve bu tür sahnelerin geleneksel japon sanatların da var olduğu akılda tutulursa, ayrıca japon kadınların geleneksel kıyafetleri içindeyken bile sıkıca bağlanmadan dolayı rahat hareket edemedikleri hatırlanırsa, durum biraz daha anlaşılır hale geliyor gelmesine ama hâlâ Japon kültürüne nüfus etmek için katedilecek epey bir yol var sanırım. Kültürleri olduğu gibi kabul etme nezaketinin tam sırası, ne dersiniz?

İşlediği iki temel konusu var Araki’nin: Kadın ve Tokyo. Genel planların yanı sıra yakın plan çekimlerdeki vücut detaylan, yemekler, çiçeklerde bile yoğun bir cinsellik öğeleri var fotoğraflarında…

çıplak sanat

çıplak sanat

 

Gelelim Araki’nin sevgililerine:

Araki modellerini fotoğraflarken onları sevgilisi yerine koyuyor. Gerçek hayatta da bu modellerin çoğuyla ilişkisi var zaten. Fakat Araki için gerçek hayat ile kendisi için fotoğraftan kurduğu hayat öyle iç içe geçmiş ki bu iki dünyanın sınırlan erimiş durumda. Hangisi fantazi, ne kadarı gerçek belli değil ve artık Araki için önemi de yok bunun. Bu fotoğraflardaki kadınlar, özel gece kulüplerinde çektiği ucuz porno görüntülerinden farklı. Duygusallığı ağır basan bir cinsellik var bu fotoğraflarda. Kadınların vücutlarından ziyade yüzlerindeki ifade daha erotik. Poz verdirip fotoğrafı düzenlese bile Araki sahiciliğinden hiç kaybetmiyor çünkü fotoğraf çekiminin kendisi de fantazilerinin bir parçası. Çay hazırlayıp içmenin bile bir ritüel içinde yaşandığı bir gelenekten geldikleri düşünülürse, bu çekimlerin de kendi içinde özel seanslar olarak düzenlendiği ortada.

Fotoğraflarda Araki’nin alter egosunu temsilen oyuncak dinazorlara ve yılanlara rastlanabildiği gibi bazen kamera da çeşitli seks oyuncaklarının yanında fotoğrafa dahil olabiliyor. Kamera, modelle fotoğrafçının arasında bir fetiş nesnesi. Dolayısıyla ortada kamera yokmuş gibi davranan sahte bir bakıştan çok röntgencisinin farkında bir ifade var kadınlarda. Onları günlük sosyal hayat maskelerinden sıyırıp soyan Araki, işte bu anı modelle fotoğrafçının tek beden olduğu anı yakalamaya bayılıyor ve bunda çok başarılı. Fotoğrafı, bizi gerçeğe yaklaştıran psikolojik bir büyüteç gibi kullanıyor. Kadınların yüzlerindeki ifade hazdan küstahlığa, itaatten davetkârlığa değişirken bu portrelerin önünden ayrılmakta zorlanıyor insan…

Tek bir kamera ile günümüz dünyasını anlatamazsın…

Nobuyoshi Araki

Nobuyoshi Araki

“Tek bir kamera ile günümüz dünyasını anlatamazsın” diyen Araki bazen aynı çekimde birbirinden farklı kameralar (büyük format, kutu kamera, lecia, polaroid…) kullanıyor. Fotoğraf akşamına son derece sübjektif yaklaşan Araki, her kamerayla farklı bir kişiliğe büründüğünü (tecrübeli-özenli, acemi-direkt, sinsi-imalı, aceleci- dobra) itiraf ediyor… Çekim sırasında objektif değiştirmiyor, zoom kullanmıyor.

Hiperaktivitesini hem kamera kullanımında hem de devamlı değiştirdiği tekniğinde izlemek mümkün. Ürettiği fotoğrafları sanat olsun diye yapmıyor ama sanatın ‘yapmaman gerekeni yapmanla’ ilgilendiğinin o da farkında. ‘Yeni bir şey yaratmaktansa olanı boz ve değiştir’ mantığıyla ürettiği son dönem fotoğraflarında Budizmin etkilerini görmek mümkün.

Eski fotoğrafların üzerinde çalışarak, bu fotoğraflarda yatan ölü gerçekliği diriltip onları yeniden hayata döndürdüğünü söylüyor. Orijinal filmleri ya direkt boyayarak ya da çeşitli kimyasallara maruz bırakarak onlardan yeni baskılar alıyor. Bu müdahalelerin akıbetini tesadüfe bırakması, Araki’nin etrafımızdaki her şeyi zamanla dönüştüren hayata olan saygısına denk düşüyor. ‘Colour-eros’ serisinde ise eski siyah beyaz fotoğraflarını akrilik boyayla renklendirerek onlara bu günün dinamiğini katıyor. Araki’nin bu son dönem çalışmaları geçmişi nostaljiyle yaşayanların aksine geçmişin de bizimle beraber değiştiğini, dönüştüğünü anlatıyor.

 

fotoğraf sanatçısı

fotoğraf sanatçısı

Dijital müdahaleleri güvenilir bulmadığı için kullanmadığını söyleyen Araki, bunca tabu kırıcı anarşik yapısına rağmen geleneksel biri. Mesela sergilerindeki fotoğrafların hepsi paspartusuz direkt duvara iğnelenmiş vaziyette izleyenlerle buluşuyor. Araki’yi en iyi anlatan bir başka örnek ise bir sergisinde 3.400 polaroid’in dört duvara birden dip dibe yapıştınldığı sergi odasıdır. Bunlar; gözün takıldığı detaylardan kurgulara, rutinlerinden spontane çekilmiş şipşaklara, çekim artıklarından sanatsal parçalara uzanan bir çeşitlilik gösteriyor.

Diğer sergilerde kendini tekrarladığı için etkilerini yitiren fotoğraflar, burada tam ter­sine tekrarlandıkça daha da güçleniyordu.Hem belgesel, hem duygusal, hem porno, hem de çağdaş sanatın bayılacağı baş yapıttan arka arkaya üretebilen Araki, işlerinde günlük olanla mahrem olanın, gelenekselle modemin arasındaki hiyerarşiyi kaldırmaya çalışıyor. Araki için fotoğrafın insan kılığına bürünmüş hali dersek yanlış betimlemiş olmayız. Nefes alır gibi durmadan fotoğraf çekiyor. Kamerasız dışarı çıkmayı pantolonsuz çıkmaya benzetiyor. O, Tokyo’da çok sevilen popüler bir kişi. Yolda onu gören kadınlar, genç kızlar, modeli olabilmek için ona yalvarıyorlarmış!

çıplak sanat

çıplak sanat

Sergi münasebetiyle ilk kez Ingiltere’ye giden Araki’yi, her yurtdışı gezisinde kendisine eşlik(!) eden ve nereye gitse kıkır kıkır gülerek peşini bırakmayan manken ve genç hayranlardan oluşan ‘Arokizoku’ (Araki’nin gangsterleri) ile görenler sanırım buna bizzat yakından şahit olmuşlardır. Japonca dışında başka dil bilmeyen Araki yurtdışına pek çıkmıyor. Doğup büyüdüğü ve çok iyi tanıdığı Tokyo’da çalışmayı tercih ediyor.

Araki’ye ‘çocukluğunuza dönelim’ desek, doğduğu yer Shitamachi’deki evlerinin yakınındaki hayat kadınlarının gömüldüğü mezarlığın, çocukluğunun oyun alanı olduğunu söyleyecek. Hayatın, seksin, ölümün iç içe geçtiği bir oyun alanı hâlâ oynadığı…

 

Not: Sanat adına yapılmış her çalışmaya koşulsuz ve sınırsız saygı ve hayranlığımız camiada bilinen bir gerçektir. Ancak Araki’nin yapıtlarından bazıları için subjektif bir görüş beilrtmeden geçmek doğru olmayacaktır. Sanatın evrensel bir  toleransa sahip olduğu gerçeğine rağmen Araki’nin ‘Lolita’ serisi fetiş ve agresif pornografik unsurları nedeniyle İngiltere’de bile sansüre uğramıştır. Bu seride yer alan modellerin yaşları da tartışma konusu olmuş ve gençleri olumsuz davranışlara özendirme riski nedeniyle sergi dışı bırakılmıştır. 

 

Hazırlayan: Aytaç Üzmen   
admin

0 Comments

No comments!

There are no comments yet, but you can be first to comment this article.

Leave reply

Only registered users can comment.